COVID-19 SALGINI VE RUH SAĞLIĞI ÜZERİNE ETKİLERİ

COVID-19 küresel düzeyde hızla yayılmaya devam etmektedir. Yüzbinlerce insan enfeksiyona yakalanmış ve onbinlerce insan hayatını kaybetmiştir. Bu derece hızla yayılan COVID-19 enfeksiyonu insanların hem fiziksel sağlığını hem de ruhsal sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir. Bu makalede COVID-19 enfeksiyonunun ruh sağlığı üzerindeki etkileri üzerinde durulacaktır.

Başlangıçta Çin’in bir eyaletinde görülen COVID-19 enfeksiyonunun yayılım hızı Dünya Sağlık Örgütü ve diğer sağlık otoriteleri tarafından tam olarak öngörülemediği ve yeterli önlemler zamanında alınmadığı için enfeksiyon küresel çapta pandemiye dönmüştür. Enfeksiyonun yayılımının hızlı olması ve ölüm oranlarının yüksek olması nedeni ile insanlar aşırı düzeyde tedirginlik yaşamaktadır. Her gün ölüm sayıları katlanarak artmakta ve virüs bütün insanlara “bulaşma mesafesi” kadar yaklaşmaktadır. Dünya çapında virüsle mücadele kapsamında sağlık otoriteleri ve hükümetler birbirlerinden farklı tedbirler alarak virüsle mücadele etmeye çalışmaktadır. Virüsle mücadele kapsamında en sık uygulanan yöntemlerin başında insanların evden çıkmasını önleyen “fiziksel izolasyon” dur. Bazı ülkeler bu izolasyonu halkı aydınlatarak “gönüllü” yapmaya çalışırken, bazı ülkelerde ise “zorunlu” tedbirler ile fiziksel izolasyon sağlanmaya çalışılmaktadır. Hangi biçimi ile olursa olsun fiziksel izolasyon ya da karantina uygulamaları geçmiş yüzyıllardaki salgın deneyimlerinden hareketle mutlaka gerekli uygulamalardır.

COVID-19 enfeksiyonunun yayılım ve ölüm oranlarındaki yükseklik hızı belirsizlik ortamı yaratmakta ve insanlarda gelecekleri ile ilgili yaygın endişe, korku ve strese neden olmaktadır. Karantina altında olan bireyler ölüm korkusu, can sıkıntısı, öfke ve yalnızlık duygusu yaşayabilir. Geçmiş dönemde yaşanan MERS ve SARS virüsü enfeksiyonlarındaki deneyimlerde bu dönemlerde bireylerde depresyon, panik atak, anksiyete, psikomotor huzursuzluk, intihar, deliriyum, psikotik belirtiler ve birçok ruhsal hastalıkta artış bildirilmiştir.1, 2

COVID-19 virüs enfeksiyonunun yeni bir enfeksiyon olması ve bazı yönleri ile henüz bilinemiyor olması toplumda bilişsel sıkıntıya neden olmakta, kaygıyı ve korkuyu daha da artırmaktadır. Ayrıca COVID-19 virüsüne yakalanan bireylerin toplum içinde damgalanma endişesi taşıması nedeni ile hastalıklarını gizlemesinin acil servislere başvuruyu azaltabileceği ve bununda olumsuz etkisinin olabileceği belirtilmektedir.3

Karantina altına alınan ve fiziksel izolasyon kapsamında evde kalan bireyler yaşadıkları belirsizliği belirli hale getirmek ve geleceği öngörmek adına daha fazla yazılı ve görsel haber kaynaklarına yönelmekte, sosyal medyayı daha sık kullanmaktadır. COVID-19 enfeksiyonu ile ilgili bilgilerin ve haberlerin hızla yayılıyor olması, halkın hangi kaynaklardan doğru bilgiyi alacağını tam olarak bilememesi sonucunda kontrolsüz “ bilgi akışı ” söz konusu olmaktadır. Bu durum bireylerin kendilerinin ve yakınlarının can güvenlikleri ile ilişkili kaygıyı daha da artırmakta ve akut stres bozukluğuna neden olmaktadır.4 Akut stres bozukluğu yaşayan bireylerde huzursuzluk, gerginlik, yerinde duramama, aşırı irkilme tepkileri, uykusuzluk, kabus görme ve uyuşukluk gibi belirtiler görülebilmektedir. Bu durumun daha da uzaması halinde bu bireylerin bir kısmında travma sonrası stres bozukluğunun gelişmesi olasıdır.

Bu gibi dönemlerde bireylerin dış dünyaya ve geleceğe olumsuz yönde bakmalarının sonucu olarak depresyon oranlarında artış meydana gelmektedir.5 Depresyondaki bireylerde keyifsizlik, mutsuzluk, hayattan zevk alamama, ölsemde kurtulsam düşünceleri (intihara gidebilecek düzeyde) suçluluk duygusu, karamsarlık, boşluk hissi, uyku ve iştah sorunları görülebilir.

Anksiyete bozuklukları, panik bozukluğu ve genel korkularda artış da bu dönemde sıklıkla görülmektedir.2 Bu bireyler çoğu kez huzursuz olurlar, birçok şeyden kaçınma davranışı sergilerler ve nefessiz kaldıklarını düşünerek kendilerini boğulacakmış gibi hissederler. Birçok şeyden korkmaya başlarlar. Daha önce temizlik takıntısı olan bireylerin bu dönemde takıntıları daha da artmakta ve katlanılmaz boyutlara varabilmektedir.

COVID-19 pandemisinin ekonomiye olumsuz etkisi küresel çapta oldukça fazladır.  Bu dönemde ve sonrasında birçok kişi işini kaybetme tehlikesi ile karşı karşıyadır. Halihazırda işini kaybeden ve ileride kaybetme tehlikesi yaşayan bireylerin adil dünya inançları zarar görmekte ve kendilerini güçsüz çaresiz, değersiz ve umutsuz hissetmektedirler. Bu bireylerde depresyon, kaygı, panik bozukluklarında artış ve intihar eğilimi görülebilir. Bu nedenle devletlerin ve bireylerin dayanışması elzemdir.

COVID-19 pandemisinin çocukların ruh sağlığı üzerindeki etkisi ne olabilir?

Bu dönemde çocuklarda en az erişkinler kadar hatta daha fazla olumsuz etkilenirler. Çocukların tepkileri, içinde bulundukları yaş dönemine göre farklılıklar göstermesine karşın en yaygın tepkiler arasında endişe ve korku deneyimlemesi sayılabilir.  Ölme korkusu, akrabalarının ölme korkusu dahil olmak üzere erişkinlerin yaşadıklarına benzeyen korku türleri görülebilir. Okulların kapalı olması ile birlikte akran desteğinden yoksun kalacak çocuklarda evde kalmak yaşayacakları çoğu sorunu tek başlarına aşmalarına neden olabilecek ve bazen yaşadıklarını yorumlamakta zorlanacaklardır. Biraz daha büyük çocuklar bu süreci algılayabilseler de küçük çocukların süreci algılamaları ve gerçekleşen değişiklikleri değerlendirmeleri zorlaşabilir ve hem küçük hem de büyük çocuklarda sinirlilik ve öfke sıklıkla görülebilir. Çocuklar ebeveynlerinden daha fazla şey talep edebilir ve ebeveynler bu dönemde kendilerini baskı altında hissedebilir ve ebeveyn çocuk iletişiminde çeşitli sorunlar baş gösterebilir. Çocukların yaratıcı aktiviteler yoluyla kendilerini ifade etmesinin yollarını bulmalarına yardımcı olmak çocuklara iyi gelebilir. Bu dönemdeki sorunlardan birisi ise hayatımıza yeni giren uzaktan eğitimdir. Bu eğitim süreci ebeveynlerin daha fazla rol üstlenmesine yol açacak ve ebeveyn çocuk arasında çoğu zaman çatışmalar doğabilecektir.

COVID-19 pandemisinin yaşlılarının ruh sağlığı üzerindeki etkisi ne olabilir?

COVID-19 enfeksiyonunun 65 yaş üstü bireylerde daha yıkıcı sonuçlar doğurması ve ölüm oranlarının bu yaş grubunda yüksek olması nedeni ile yaşlılar için bir takım ek koruyucu tedbirler alınmaktadır. Yaşlılara COVID-19’a karşı daha savunmasız olduklarının söylenmesi son derece korkutucu olabilir. Kaygı ve stres düzeyleri daha da artabilir ve ölüm korkusu yaşayabilirler. Ayrıca bu yaş grubunda ek bir takım fiziksel hastalıkların da bulunuyor olması ruhsal hastalıkların oluşumunu daha da kolaylaştırabilir. Bu bireylerin evde izole olmaları yalnızlık ve işe yaramıyor olma duygularını daha da artırabilir.

COVID-19 pandemisinin ruhsal etkileri ile başa çıkabilmek için neler yapılabilir?

Bu süreçte doğru kaynaklardan doğru bir şekilde bilgilenmek, belirsizliği giderebileceğinden dolayı kişilerin tedbir almalarını kolaylaştırabilir ve birtakım “hurafelerin” ve felaket senaryolarının önüne geçerek kaygıyı azaltabilir. Bilgi alırken de kaygılı bireylerin bilgilerini seçerek olumsuz olanlara daha fazla odaklanma riski nedeniyle gün boyunca sosyal medya kullanmak olumsuzluk yaratabilir. Belirli zaman dilimlerinde haber kaynaklarına yönelmek bütün günü haber peşinde harcamamak önemlidir.

Kişilerin yaşadıkları birtakım gerginliklerle başa çıkabilmeleri için evde kaldıkları süre içerisinde birtakım eğlenceli aktiviteler geliştirmelerinde yarar vardır. Bu aktivitelerle dikkatlerini dağıtıp kaygıyı azaltmaları mümkündür.

Kişilerin evde kaldıkları süre içerisinde yakınları ile rutin haberleşmelerini sağlamaları ve yalnız olmadıkları duygusunu hissetmeleri önemlidir. Bu haberleşmelere değer verilen bütün insanlar dahil edilebilmeli mümkünse panik duygusu ve gerginliğin azalması için görüntülü de haberleşilebilmelidir.

Daha önceden ruhsal destek alan bireylerin kullandıkları ilaçlar varsa kesmemeli, hekimi ile haberleşebiliyorsa bir şekilde iletişim kurmalı ve ilaçlarını temin ederek kullanmaya devam etmelidir.

Hastalığa yakalanan, tedavi gören ve yakınını kaybeden bireyler damgalanmamalı, ve olabildiğince destek olunmalı ve acıları paylaşılmalıdır.

                                                                                  

Prof.Dr. Fuat Torun

İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi

Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı A. D. Öğretim Üyesi

 

 

 

 

Kaynaklar:

  1. Xiang YT, Yang Y, Li W, Zhang L, Zhang Q, Cheung T, Ng CH: Timely mental health care for the 2019 novel coronavirus outbreak is urgently needed. Lancet Psychiatry. 2020, 7:228-229. 10.1016/S2215-0366(20)30046-8
  2. Rubin GJ, Wessely S: The psychological effects of quarantining a city. BMJ. 2020, 368:313. 10.1136/bmj.m313
  3. Coronavirus disease (COVID-2019) situation reports. (2020). Accessed: March 17, 2020: https://www.who.int/emergencies/diseases/novel-coronavirus-2019/situation-reports.
  4. Severance EG, Dickerson FB, Viscidi RP, et al.: Coronavirus immunoreactivity in individuals with a recent onset of psychotic symptoms. Schizophr Bull. 2011, 37:101-107. 10.1093/schbul/sbp052
  5. Mak IW, Chu CM, Pan PC, Yiu MG, Chan VL: Long-term psychiatric morbidities among SARS survivors. Gen Hosp Psychiatry. 2009, 31:318-326. 10.1016/j.genhosppsych.2009.03.001

 

 

 

03 Nisan 2020

Web sitemiz yayına başlamıştır.